Katar’da Askeri Üs Kuruyoruz!
Katar’da Askeri Üs Kuruyoruz!
Kadınları Anlama Kılavuzu!..
Kadınları Anlama Kılavuzu!..
Şair Ali Yüce’nin Ardından
Şair Ali Yüce’nin Ardından
Turistik kolaylıklarda süreler ve cezalar
Turistik kolaylıklarda süreler ve cezalar
Futbol ve
Futbol ve
BU COĞRAFYANIN  NEMRUT’ları- DEHAK’ları…
BU COĞRAFYANIN NEMRUT’ları- DEHAK’ları…
29 Ekim 1923… 24 Ağustos 2015
29 Ekim 1923… 24 Ağustos 2015
Ensar Vakfı Rezaleti!
Ensar Vakfı Rezaleti!
SOL GÖRÜNÜMLÜ NARSİSTLER
SOL GÖRÜNÜMLÜ NARSİSTLER

Ensar Vakfı Rezaleti!
1710 okunma

“Aynı evrende yaşamamalı cellatlar ve çocuklar…

Ya ölmeli cellatlar, ya da hiç doğmamalı çocuklar!…”

Che Guevara

Belki inanmayacaksınız, ama Ensar Vakfı olayının patlamasından beri nefes alamıyorum, uyuyamıyorum ve artık Devlete güvenemediğim için de, gördüğüm her çocuğun başına bir şey gelecek korkusunu yaşıyorum. Kısacası, resmen hastayım. Yalnızca ben miyim hasta olan? Konuştuğum pek çok öğretim görevlisi Doktorlar ve hatta Psikologlar dahil, hepimiz depresif bir haldeyiz. Çünkü, biz anayız. Çünkü, biz babayız. En önemlisi, çünkü biz insanız! Ve burada yaşanan da, tam bir insanlık suçu! Bana göre, 70 küsur sene önce temerküz kamplarında Yahudiler’e yapılanlardan hiçbir farkı olmadığı gibi. Üstelik bu defa, işkence çektirdikleri düşman da değil, çocuklar.  Yani, o ağlattığınız, bağırttığınız, inim inim inlettiğiniz, konuşursa diye korkuttuğunuz, utanması gereken siz iken utanç içinde yaşattığınız, uyutmadığınız, bir kaç dakikalık zevkiniz için acıttığınız ve acıtırken de ayrıca zevk aldığınız masum yavrular! Ve. Dilerim bu masum yavruların ahı, tez zamanda sizin bedeninizden çıksın! Allah sizi bildiği gibi yapsın, sapıklar! Tiksiniyorum sizden! Siz var ya, siz! Ölün, geberin! Ama öyle uykunuzda falan gitmeyin, kızgın çöllerde susuz kalın, ya da akbabalar parça parça koparıp yesin sizi.  Ya da Adaletin işlemediği ülkede, Özgecan’ın katilinin başına gelen gibi, “ilahi adalet” gelip bulsun sizi. Ve. ölürken de ırzına geçtiğiniz yavruları tek tek hatırlayın, inşallah!

Öncelikle şunu bilmenizi isterim ki; bu ülkede ahlaklı olan da, temiz olan da, sadece bizmişiz meğer.  Hani sizin şu “Dinsiz dediğiniz; ateist dediğiniz ve de Atatürkçü!” dediğiniz kesim. Çünkü, biz ibadetini yapsa da saklayan, bunu gösteriş vesilesi yapmayan, gösterişe de gerek duymayan, dinin aslının “ahlak” olduğunu bilen gerçek insanlar biziz!

Siz ise; giydiği eteğinin boyuyla, taytıyla, kotuyla, kadınlara ahkam kesen,  depremlerin sebebini bile bunlara yıkan,  gülmemize dayanamazken, kadını en az peşpeşe üç çocukla eve kapayıp, pranga mahkumu haline getiren, buna karşın hamilelere tahammül edemeyen, imamların ahlak dersini dinleyip de nasıl sayabilirim ki?

Görmenizden vaz geçtim, siz hiç oğluyla ilişki kuran bir kadın duydunuz mu? Ya da babasını, kardeşini, kayınpederini baştan çıkaran? Ama, ben kendi kızıyla ilişki kurarak hamile bırakan babayı bir tek sizlerde gördüm. “Bu yaşa kadar ben getirdim, tadına da bakmayacak mıyız?” diyen, adamları sayenizde artık çok sık duyar oldum. Utanıyorum sizlerle birlikte aynı ülkede yaşamaktan, sizlerle bir tutulmaktan! Gerçekten, sormak istediğim bir şey var. Sahi siz ileride sapıkça cinselliğinizi yaşamak için mi çocuk yapıyorsunuz? Merak ediyorum doğrusu…

Bu çocukların başına gelenler konusunda hep pedagog ve psikologlara soruyorum. Maalesef hepsinin de yanıtı aynı. Bu cinsel istismara uğrayan çocukların yaşadığı travmanın çok ağır olacağı ve derin izler bırakacağı şeklinde oluyor. Bu da demektir ki; Ensar Vakfı mağdurlarının gelecekte, sadist, piskopat, terörist, vandalist ve sapık olacağı kesinlik kazandı! Geçmiş olsun! Tabii, şayet utancından birkaç tanesi intihar etmezse.  Dikkat ettinizse, Bağdat Caddesi’ndeki tecavüz olayında olduğu gibi, şöyle bir haber geliyor: “Evli ve 2 çocuk babası olan adam, 2 çocuğa tecavüz etti. Daha önce de 4 çocuğa tecavüz ettiği anlaşıldı…” Çünkü, uzmanların deneyimli görüşüne göre, bu tipler ne kadar evlendirilse evlendirilsin, onun içindeki intikam ateşi asla sönmüyor ve yıllar geçse bile kendi başına geleni, o da bir başkasına uyguluyormuş. Tıpkı, annesi dayak yiyen adamın,  evlenince karısını dövmesi gibi.

Ben böyle yakındıkça, bazı ukalalar da; “Ama Rahiplerde de böyle şeyler oluyormuş. Bak hatta filmi bile var” deyiveriyor. Birincisi; Rahipler arasında olsa bile böyle bir ilişki, beni bağlamaz! İkincisi; adamlar kendileriyle öz eleştiri yapabilecek kadar, aşmışlar. Son derece akılcı davranıyor ve hatalarını gizlemiyorlar. Hatta bundan ders almayı ve ders vermeyi dahi başarıyorlar. Biz ise; adeta kedi pisliğini örter gibi rezaletleri kapatıyoruz! Üstelik de Devlet eliyle!

Terör kadar içimi yakan bu olayda, en ağır darbe de Aileden Sorumlu Devlet Bakanı’nın sanki, vakıfta çocuklar arasında kavga çıkmış da birbirlerini yumruklamışlar gibi;  “Bir defadan bir şey olmaz!” demesiydi. Namusun, insan hayatının bu kadar değersiz olduğu bir başka ülke olamaz.  Müslümanlık dinlerin en mükemmeli diye, diğer dinleri ezip geçiyorsan ve Müslümanlığınla övünüyorsan, böyle bir şeye, yani harama el sürmeyeceksin! Çünkü, onlar size emanet edilmiş olan günahsız çocuklar. Tabii, bu olayda şikayet eden 45 aileden 35 ailenin şikayetini geri alması, kimine göre 10’ar bin lira tazminatla susturulması da ayrı bir utanç vesilesiydi. Madem ki, bu gelenek olmuş. Acaba, diyorum fiyat daha da yükseltilse, babalar karılarını, ya da kızlarını da getirirler miydi diye düşünmeden edemiyor insan.

Hal böyleyken, daha önce de 6 yaşındaki kız çocuğunu kucağına alınca etkilendiğini söyleyen seks uleması, cüppesinden utanmadan, bunun da normal bir şey olduğunu savunarak  “Buna badelemek denir” diye de izah ediyor. Öğreniyoruz ki, böyle bir şey varmış gerçekten.

Haydi bakalım, şimdi 23 Nisan yaklaşıyor. Ama, artık çocuklar “Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan!” diyemeyecek! Sırf Atatürk’ün çocuklara armağanı olduğu için, “Şehitler var, diyerek bahane edip, onu da kutlamaktan kaçındınız!  Aslında o yavruların yüzüne bakamıyorsunuz. Çünkü, siz o fidanları biçtiniz, kuruttunuz. Hatta bazısını öldürdünüz bile.  Siz sapıksınız. Siz canisiniz!

Tıpkı Che Guevara’nın dediği gibi;

“Aynı evrende yaşamamalı cellatlar ve çocuklar…

Ya ölmeli cellatlar, ya da hiç doğmamalı çocuklar!”


Yukarı Geri Ana Sayfa