CÜPPESİ “DÜĞMELİ” YARGIÇ; “CİĞERİNİ” ARAYAN NOTER?!.
CÜPPESİ “DÜĞMELİ” YARGIÇ; “CİĞERİNİ” ARAYAN NOTER?!.
Su hayattır!
Su hayattır!
Tutsak Alınmış Beyinler!
Tutsak Alınmış Beyinler!
ENGEL ‘SİZSİNİZ’!
ENGEL ‘SİZSİNİZ’!
TBMM DENK Bütçeye Dönmek Zorundadır
TBMM DENK Bütçeye Dönmek Zorundadır
Hitler’in Gemlenemeyen Narsist Ruh Hali
Hitler’in Gemlenemeyen Narsist Ruh Hali
TOPLUMSAL PSİKOLOJİ
TOPLUMSAL PSİKOLOJİ
29 Ekim 1923… 24 Ağustos 2015
29 Ekim 1923… 24 Ağustos 2015

Hitler’in Gemlenemeyen Narsist Ruh Hali
50 okunma

Son günlerde Adolf Hitler üzerinde bir araştırma yapıyorum. Kitap haline getirebilir miyim bilmiyorum. Ama başlamış bulunduk. Her ne kadar Hitler hakkında pek çok sayıda çeşitli dillerden kitap yazılmışsa da, gene de en önemlisi, bizzat kendisinin de fiilen katkı sağladığı “Kavgam” (Mein Kampf” adlı 2 ciltlik kitaptır. II. Dünya Harbi’nden sonra Almanya’da uzun bir süre basımı ve satılması yasak olan bu orijinal” Mein Kampf”, birkaç senedir web sayfalarına açıldığı gibi, artık bu orijinaline uygun basımlılar Alman resmi birimlerinin kütüphanelerine verilecek hale bile geldi. Kitabın orijinaline web sayfasından ulaştım.

İlk izlenimim şu oldu:

– Hitler kendisini de anlattığı Kavgam’da, vaktiyle Goethe, Schiller gibi düşünürlerin kullandığı kadar ağdalı bir Almanca kullanmış. Bu sebeple tercümesi kolay değil. Nitekim “Kavgam” adlı piyasada satılan Türkçe çevirili kitapların çevirileri bir felaket…

– Bir diğer önemli husus ise Hitler’deki amansız bir “Narsizm” (kendini beğenmişlik)! Oysa kitabın yazım tarihi 1925. Yani daha Hitler’in iktidara yürüdüğü 1933’ten 7 yıl önce.

Hitler’in bu “narsist” özelliğini en iyi ortaya koyan ifadelerden biri, doğduğu küçük kasaba ile ilgili şu ifadedir: “Bugün mutlu bir raslantı haline dönüştüğü üzere, şansım bana Inn ırmağı kıyısındaki Braunau am Inn’i doğum yeri yaptı. Bu küçük kasaba, yeniden birleştirilmeleri için en azından gençlerin hayatları boyunca tüm imkânları kullanması gereken iki Alman devletinin sınırları içerisinde yer alıyordu.” Yani bu sınır şehrinde doğunca 2 Alman devletini (Almanya ve Avusturya) birleştirme şansı ona verilmiş!

Gümrük memuru babası 56 yaşında emekli olduğunda, babası onun da memur olmasını ister. O zamana kadar kendi ifadesiyle “külkedisi” kadar uysal Hitler, babasının kendi hayat yoluna sempati duymamıştı. Kendi ifadesiyle “O zamanlar hitabet yeteneğim arkadaşlarım üzerinde çok ya da orta derecede etkili uzlaşma yaratacak şekilde gelişiyordu. O dönemde okulda az, bazen ise iyi öğrenen, ancak davranışlarında oldukça zorlanan bir elebaşı idim. Lambach’ta müzik dersleri aldığım için boş zamanlarımda erkekler korosunda bulunuyor, dini kutlamalarda sık sık bunu gösterme fırsatı yakalıyordum.”

Bu baba-oğul muhalefetinin olduğu dönemde yeni yetme Adolf, babasının kitaplığında bulduğu Almanya-Fransa 1870-1871 Savaşları ile ilgili kitaplardan çok etkilenmiş. Bunu şöyle açıklıyor. “Bu büyük kahramanlık savaşı, ruhumda derin etkiler bıraktı. Bu andan sonra her şeyden daha fazla savaş veya askerlikle ilgili şeylere hayranlık duymaya başladım. Ancak bu hususta başka şeylerin de anlamını merak ediyordum. İlk kez, bu savaşta Almanlar ile diğerleri arasındaki farkın olup olmadığı konusunda açık olmayan tasavvurlarım ortaya çıktı. Acaba Avusturya neden bu savaşta Almanya ile birlikte savaşmamış, keza neden babam da diğerleri gibi savaşmamıştı? Acaba neden bizler diğer Almanlar gibi değildik? Bizler diğerleriyle birlikte birbirimize ait değil miydik? Bu problem ilk kez küçük beynimde eşelenmeye başlamıştı.”

Bu düşünce yerleştikten sonra “Okumalıydım!”kararını veriyor. Ama babası onu üniversiteye hazırlayacak lise (Gynasium) yerine Realschule’ye gönderiyor.Memur olmak istemeyen Adolf, diğer dersleri savsaklarken, bilhassa coğrafya ve dünya tarihi derslerinde sınıftaki en iyi notları alıyordu.

Bu dönemde “tarihin ruhunu anladığını” iddia eden Hitler, “Alman devleti” olması gereken Avusturya’yı şiddetle eleştirmektedir. Ona göre Avusturya’daki dil savaşında da üç çeşit tabaka vardı: Savaşçılar, idare edenler ve hainler!

Son Söz: “Narsist” de olsa, dünyayı felakete sürükleyen katil de olsa, Hitler’in doğru tespitleri arasında “çocuklar ve gençler üzerinde etkili olmak da vardı!” Ama biraz çarpık şekilde: Bunun için şunları söylüyordu: “Alman erkek çocuğu, bir Alman olduğunu unutma, Alman kızı, bir Alman annesi olacağını da düşün!” Bu konudaki bir diğer önemli sözü de şöyle: Kim gençliğin ruhunu tanıyorsa, onların böyle bir savaş davetini neşeyle dinleyebileceğini anlayabilir!


Yukarı Geri Ana Sayfa