18 Mayis 2012 Cuma - 15:28:27
Sayın Aydıntaşbaş’ın mektubuna yanıt e-Posta

Değerli okuyucular, 2 Şubat tarihinde Milliyet gazetesinde Aslı Aydıntaşbaş adlı yazarın köşesinde Suriye’de yaşanan olaylara ilişkin yazısını okumuş, sonrasında ona eleştiri mektubu yazmış, bunu da köşemde yayınlamıştım. Sayın Aslı Aydıntaşbaş, yazdığım mektubu okumuş ve mektubuma nazik bir şekilde yanıt vermiş.

Sayın Aydıntaşbaş’ın imla hatasıyla dolu olan mektubunu imla hatalarını düzelterek ancak hiçbir cümlesine dokunmadan aynen yayımlıyorum.

“Sayın okuyucu,

Hatay’la Halep arasındaki alışverişten söz ediyorsunuz da, Suriye rejiminin şu zamana kadar tek parti sistemi olması, tam bir diktatörlük olarak yönetilmesinden, 12 istihbarat biriminin insanlara göz açtırmamasından, herhangi bir siyasi muhalefet olmamasından söz etmiyorsunuz?

Peki ya protestolar? Uzaydan mı geliyor? Bu da mı emperyalistlerin oyunu! Rejim o kadar iyi de, emperyalistler nasıl onbinlerce insanı her gün sokağa çıkıp canı pahasına rejime karşı eylem yapmak için ikna edebiliyor.

Bence biraz insani ve siyasi değerleri göz önüne alarak asıl siz orada yaşanan trajediye daha objektif bakın. Rejimin ya da rejimlerin yanında değil, halkların yanında olun.

Eğer dediğiniz gibi Müslüman Kardeşler’den biri Alevileri kesmekten söz ediyorsa, o zaman onunla da mücadele ederiz. Ama sadece Alevi diye ya da sadece laik diye bu rejimi desteklememi benden beklemeyin.

Ayrıca mektubunuzda sormuşsunuz söyleyeyim: Orta Doğu’nun birçok yerinde bulundum, muhtemelen de en az sizin kadar bulundum.

Saygılar”

Öncelikle Sayın Aydıntaşbaş’a yazdığım mektubuma yanıt verdiği için teşekkür edip yazdıklarının ilk paragrafından yanıtlamaya başlamak istiyorum.

“Hatay’la Halep arasındaki alışverişten söz ediyorsunuz da, Suriye rejiminin şu zamana kadar tek parti sistemi olması, tam bir diktatörlük olarak yönetilmesinden, 12 istihbarat biriminin insanlara göz açtırmamasından, herhangi bir siyasi muhalefet olmamasından söz etmiyorsunuz?” diye yazmış Aydıntaşbaş.

Doğrudur, bundan söz etmiyorum, zira her ülkenin kendi rejimini korumak için kurduğu istihbarat birimleri vardır, hangi devletin yok ki?

Suriye’de muhalefetin olmamasına, orada tek parti sisteminin olmasına, Suriye’nin diktatörlükle yönetilmesine değinmişsiniz ama nedense bu durumun hiçbir Arap devletinde olmamasından söz etmemişsiniz Sayın Aydıntaşbaş.

Ben de size soruyorum, şu an emperyalist devletlerin Suriye’ye savaş açar duruma gelmeleri gerçekten bu ülkeye demokrasi getirme aşkı mıdır? Eğer öyle olsaydı Suriye’den önce Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt vs. gibi Arap devletler daha ön sıralarda gelmezler miydi sizce?

Hadi Suriye’de diktatörlük var, muhalefet partileri yok diyelim, peki diğer Arap ülkelerinde demokrasi, laiklik, muhalefet var mıdır ki, demokrasiyi getirme sırası Suriye’ye gelmiştir?

Arap yönetimlerinin halk yığınları önünde kafa kesmelerini, suçluların cami avlularında kırbaçlanmalarını ve zina yapan kadınların beline kadar toprağa gömülüp taşlanarak öldürülmelerini nasıl bir demokrasi anlayışına sığdırıyorsunuz Sayın Aydıntaşbaş?

Emperyalist devletlerin Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerde bu vahşetler yaşanırken, gözleri nerelere bakmaktadır sizce? Ya siz nerelere bakmaktasınız, bizi halkların yanında olun diye uyaran Sayın Aslantaşbaş?

Gelelim ikinci paragrafınızda yazdıklarınıza, şöyle yazmışsınız:

“Peki ya protestolar? Uzaydan mı geliyor? Bu da mı emperyalistlerin oyunu! Rejim o kadar iyi de, emperyalistler nasıl onbinlerce insanı her gün sokağa çıkıp canı pahasına rejime karşı eylem yapmak için ikna edebiliyor.”

Sizi bilmem ama biz çok iyi biliyoruz bu insanların nerelerden getirildiğini, ne gibi kamplarda barındırıldığını, hangi devletler tarafından sırtlarının  nasıl sıvazlandığını, silahlandırıldığını, ülkelerinde karışıklık yaratsınlar diye yollandıklarını! Şeriatla yönetilen Arap ülkelerinin Suriye konusunda İsrail ve ABD’yle aynı safta yer almalarını nasıl yorumluyorsunuz peki? İnsani ve vicdani gerekçelerle olsa gerek sizce, değil mi?

Rejimlerin yanında değil, halkın yanında olun diye nasihat etmişsiniz, çok güzel. Peki Suriye’de milyonlarca insanın her hafta mevcut yönetime destek amacıyla yaptıkları mitinglere ne diyeceksiniz, yoksa bunu hiç mi duymadınız? Neden hiçbir televizyon göstermiyor bunları sizce? Bir tek ulusal kanal’da izledim bu milyonlarca insanı. Sizin gazeteniz ve televizyon kanallarınız sizce yansız mı haber veriyor? Her gün bir şablon şeklinde “Suriye’de 40 kişi öldü, 50 kişi öldü” haberlerine ne demeli? Görüntülerin tümüne yakını da cep telefonuyla çekilmiş, koşturan insanlar, yerde sürüklenen yaralılar gösteriliyor. Ama bunlar nerede olmuş, Suriye’de mi olmuş nasıl emin olacağız? Suriye’de karışıklık yapmak isteyen birimler bunları bilinçli servis ediyor olamaz mı, bu olasılık hiç aklınıza geldi mi?

Emperyalist devletlerin bilindik taktiğidir, önce işgal edecekleri devletlerde karışıklık yaratırlar, özellikle Müslüman ülkelerde mezhep kışkırtıcılığı yapar, halkları birbirine kırdırır sonra televizyonlarıyla, gazeteleriyle o ülkelerde katliam oluyor görüntüsü yaratıp o ülkeyi işgal zemini yaratırlar.

Ben mektubumda size sormuştum, ama yanıt vermemişsiniz. Suriye’yle Türkiye arasında 4-5 yıl önce başlayan ve gelişen ilişkiler vardı. Vizeler karşılıklı kaldırılmıştı. Ortak baraj inşaatına başlanmıştı. Karşılıklı gidip gelmeler, alış-verişler başlamıştı. İki ülkenin yazarları ortak paneller düzenlemişti. Turizm canlanmış, yeni yeni yatırım alanları açılmaya başlanmış, bölge bir refah ortamına girmişti. O zaman Suriye’nin başında da Beşar Esat vardı. Başbakan Tayyip Erdoğan O’na kardeşim diye hitap ediyordu. Peki ne oldu da Suriye bir anda karıştı (karıştırıldı). Ve Başbakan birden tavır değiştirdi? Bu soruma neden yanıt vermiyorsunuz sayın Aydıntaşbaş?

Suriye’yle Türkiye’nin bu kardeşliğinden kim ve neden rahatsız oldu dersiniz?

Bir de şunu sormuştum size, yine yanıt vermemişsiniz. Suriye’den kaçıp Hatay’da barındırılan Suriyeliler kimdir, özgürlük savaşçıları mıdır? Eğer öyleyse neden ülkelerinde kalıp orada savaşanların yanında değiller? Orada kalıp savaşanlar enayi mi?

Dediğiniz gibi, halkların yanında olalım, ancak emperyalist devletlerin maşası olmayalım

Saygılarımla…

 
1 Oy almis.

0 Yorum

Bu haber icin YORUM Ekleyin...

Döviz Kurları

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2081
mod_vvisit_counterDün3192
mod_vvisit_counterBu Hafta16042
mod_vvisit_counterToplam959879

Suan: 36 guests, 19 bots Sitede
IP No:: 38.107.179.206
 , 
Bugün: 18 May, 2012